LÜTEN DİKKAT
AŞAĞIDAKİ YAZILAR SİTE TASARIMCISI VE YÖNETİCİSİ TARAFINDAN YAZILMIŞ DEĞİL, KAYNAKLARI BELİRTİLEN YERLERDEN ALINTIDIR.EN DOĞRUSU DENİLECEK KAYNAK BULUNUNCAYA KADAR BU YAZILAR KALACAKTIR.YORUM YAZARKEN,TÜRK CEZA KANUNUNUN "YAYIN YOLU İLE HAKARET" MADDELERİ VE BİLİŞİM SUÇLARI KANUNU İLE ÇELİŞMEMEYE ÖZEN GÖSTERİLMESİ RİCA OLUNUR. Mehmet Akif Ç.
Demirci Mehmet Efe ile ilgili bilgiler ve kaynakları aşağıda yer almaktadır.
| Demirci Mehmet Efe (1883, Nazilli - 1961[1], Aydın), Babasının mesleğinden dolayı Demirci lakabını aldı.Askerlik görevini İzmir 5. depo alayında demirci olarak yaparken Ermeni bir Yüzbaşıdan yediği dayak üzerine firar etti. Köyüne dönen demirci, burada rahat durmayınca Çakırcalı Mehmet Efe tarafından Ödemiş'in Fata köyüne imam olarak gönderildi. Çakırcalı'nın ölümünden sonra Yanık Ali Efe çetesine katılan Demirci, cesareti gözüpekliği sayesinde çete içinde önemli bir konum aldı ve kısa zamanda Aydın ve Ödemiş havalisinde zorlu ve amansız bir efe oldu. İzmir'in işgalinden sonra 11 Temmuz'da resmen Kuva-yi Milliye'ye katıldı. Sonra Kurtuluş savaşında başlık mücadelesine katıldı.TBMM Hükümeti'nin 9 Aralık 1920 tarihinde aldığı bir karar, Afyonkarahisar dolaylarındaki Atlı Takip Kuvvetleri'nin düzenli orduya süvari birlikleri olarak katılmasını öngörmekteydi. Albay Refet Bey'in 300 adamıyla birlikte süvari alay komutanı olarak düzenli orduya katılması yönündeki teklifini, Çerkez Ethem'in telkinleriyle dikkate almayan Demirci Efe üzerine kuvvet gönderilmiştir. Albay Refet Bey komutasındaki süvari birliklerinin 11 Aralık'ta başlattıkları harekat sonunda Demirci Efe'nin adamları ele geçirilmiştir. Yaşı uygun olanlar düzenli ordu birliklerine katılmış, diğerleri terhis edilmiştir. Demirci Efe ise 30 Aralık tarihinde TBMM Hükümeti'ne teslim olmuştur. Efe, Karacasu-Dualar Köyü'ne yerleşmiştir. Yanına, çok güvendiği Jandarma Yüzbaşı Nuri Bey'in seçtiği 50 kişilik bir muhafız kuvveti bırakılmıştır. Demirci Mehmet Efe
Yunan kuvvetlerinin Bursa-Uşak-Sarayköy hattına kısa sürede ulaşabilmeleri, düzenli ordunun yetersizliğine bağlanmaktadır. TBMM Hükümeti, 9 Kasım 1920 tarihinde aldığı bir kararla Batı Cephesi'nin ikiye ayrılmasına karar vermişti. Bu karar aynı zamanda milli kuvvetlerin de bu ordu bünyesinde yer almasıni öngörmekteydi. Bu karar gereği olarak Güney Cephesi komutanı Albay Refet Bey, Demirci Mehmet Efe'den, 300 adamından kurulacak bir süvari alayının komutanı olarak düzenli orduya katılmasını istedi. Demirci Mehmet Efe'nin savaşabilecek durumdaki diğer adamları düzenli orduya ihtiyat birlikleri olarak katılacaklar, savaşamayacak durumda olanlarla suç işlemiş olanlar terhis edilecekti.Demirci Mehmet Efe önce bu teklifi kabul etmiş, ancak daha sonra bunu reddetmiştir. Bunda da Çerkez Ethem’in rol oynadığı ifade edilmektedir. Çünkü Batı Cephesi Komutanlığı ile arası açılmış olan Ethem Bey kendine destek için Demirci ile temasa geçmiş ve onu birleşmeye çağırarak emrindeki adamlara ayda kırkar lira maaş vereceğini belirtmiştir.Demirci Efe kuvvetleri Isparta-Burdur hattının hemen kuzeyinde bulunmaktaydı. Kuvvetleri 800 kişi kadardı ve yarıya yakını süvaridir. Albay Refet Bey Mustafa Kemal Paşa’nın olurunu aldıktan sonra Demirci üzerine harekete geçti. 11 Aralık gün batımında Albay Refet Bey komutasındaki süvari birlikleri Afyonkarahisar'dan hareketle güney yönünde yürüyüşe geçmişlerdir. İleri harekat, gece yürüyüşleri olarak südürülmüştür. 16 Aralık 1920 sabahı Demirci Mehmet Efe'nin bulunduğu İğdecik basıldı. Albay Mehmet Şefik Aker, 14 Aralıkta bu köye gelmişti ve Demirci Mehmet Efe'yi düzenli orduya katılması yönünde ikna etmeye çalışmaktaydı.Bu baskın sırasında Demirci Efe'nin bazı kuvvetleri Isparta'ya kadar olan bölgedeki köylere dağılmıştı. Harekatın devamı bu çetelerin bulundukları köylerin basılması ve kaçakların ele geçirilmesi şeklinde sürmüştür. Demirci Efe ise emrindeki 80 kişilik bir kuvvetle Uluborlu yönünde çekilmiştir. 18 Aralık 1920 tarihinde Demirci Efe'nin 700 adamı teslim alınmıştır. Bu kişilerden yaşları uygun olanlar birliklerine sevk edilmek üzere yollandılar. Diğerleri ise ellerine bir belge verilerek terhis edildiler.Demirci Efe'nin Acıpayam üzerinden Tavas'a gittiği biliniyordu. Cephe Komutanı Albay Refet Bey, 20 Aralıkta, ana kuvvetleriyle Afyonkarahisar'a dönmek üzere hareket etmiş, Jandarma Yüzbaşı Nuri Bey komutasında bir süvari müfrezesi Tavas üzerine yürüyüşe geçmiştir. Bu müfreze bir süre dağlarda Demirci Efe kuvvetlerini izlemiştir. 30 Aralık 1920 tarihinde Yüzbaşı Nuri Bey, Demirci Efe'ye görüşme fırsatı bulmuştur. Bu görüşme sonucu Efe, TBMM Hükümeti'ne adamlarıyla birlikte teslim olmuştur.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Demirci_Mehmet_Efe_Ayaklanmas%C4%B1
|
|
|
Demirci Mehmet Efe (1885 - .... ) Milli Mücadele kahramanlarından olan Demirci Mehmet Efe 1885 yılında Aydın'da doğdu. Babası, Nazilli'nin Pirlibey köyünde demircilik yaptığı, kendisi de onun yanında çalıştığı için "Demirci" lakabıyla anılırdı; sonradan bu lakabı kendisine soyadı seçti. I. Dünya Savaşı'nda askere alınan Demirci Mehmet, İzmir'deki 5. Depo Alayına verildi. Fakat ermeni asıllı bir subay tarafından hakarete uğrayınca dayanamayıp askerden kaçtı ve Ödemişli Gökdeli Zeybek'in çetesine katıldı. Bir süre sonra kendisi de ayrı bir çete kurarak eşkıyalık yapmaya başladı ve güvenlik kuvvetlerini bir hayli uğraştırdı. Yunanlılar İzmir'e çıkıp, Aydın'ı da ikinci kez işgal edince, Demirci Mehmet Efe 200 kişilik çetesiyle 11 Temmuz 1919'da Aydın Cephesi'ndeki milli kuvvetlere katıldı. Aydın'da katıldığı bir çarpışmadan sonra Aydın cephesi Kuvayı Milliye komutanı olan Mehmet Efe, düşmana yapılan baskınlarda büyük rol oynadı. Sökeli Ali Efe'nin Denizli'de öldürülmesine kızarak Denizli'yi bastı ve pek çok kişiyi kurşuna dizdi. 22 Haziran 1920'de başlayan genel Yunan saldırısı üzerine Eğridir, Isparta dolaylarındaki dağlara çekilen Demirci Mehmet Efe'nin, Kuvayı Milliye ile düzenli ordu arasında başlayan çekişme sırasında Çerkez Ethem'le haberleşmesi şüphe uyandırdı; 15-16 Aralık 1920'de Refet (Bele) Bey'in süvari birliklerinin baskınına uğrayan Demirci Mehmet Efe kuvvetleri dağıldı, kendisi beş on kişiyle kaçıp kurtuldu. Sonradan Hükümet'e sığınarak bağışlanan Mehmet Efe, savaş sona erince Nazilli'ye yerleşti ve ölümüne kadar sakin bir hayat yaşadı. Demirci Mehmet Efe
|
1885 yılında Aydın – Nazilli’nin Pirlibey köyünde doğmuştur. “Demirci” lakabını mesleği olan demircilikten almıştır. Babası gibi demircilik yaparken, I. Dünya savaşı sırasında askere alınır ve İzmir’de 5. Depo Alayına verilir. Bu sırada bir Ermeni subayının kendisine hakaret etmesi üzerine askerden kaçarak dağa çıkar ve Gökdeli adındaki Ödemişli bir efenin çetesine katılarak eşkıyalığa başlar. Zamanla kendi çetesini kuran Demirci Mehmet, çevresinde topladığı 200 kişiyle Aydın, Denizli, Ödemiş taraflarında “Demirci Mehmet Efe” adıyla nam salar. I. Dünya Savaşı boyunca bu bölgede eşkıyalık yapar ve asayiş güçlerini bir hayli uğraştırır. Demirci Mehmet Efe, 15 Mayıs 1919’da İzmir’in Yunanlılar tarafından işgal edilmesi üzerine adamlarıyla birlikte 10 Temmuz’da Kuvayı Milliye güçlerine katılarak Umurlu’daki cephe komutanı Binbaşı İsmail Hakkı Bey’in emrine girer. Yunanlılara karşı yapılan Fata ve Adagide baskınlarında etkili rol oynar. Bu arada Kuvayı Milliye adına para yardımı sağlamak ve civardaki Rum vatandaşların Eğridir’e sürgün edilmeleri işleriyle uğraşmak amacıyla en güvendiği adamlarından Sökeli Ali Efe’yi Denizli’ye gönderir. Ancak Rumların sürgün edilmesini istemeyen Mevki Komutanı Albay Tevfik’in de desteğiyle Denizli eşrafı Sökeli Ali Efe’yi pusuya düşürerek öldürür. Demirci Mehmet Efe, Sökeli Ali Efe’nin öldürülmesi üzerine büyük bir öfkeyle Denizli’yi basar. Hatta bu konuyla ilgili bir de rivayet vardır. Demirci Mehmet Efe, öç almak amacıyla Denizli’ye geldiğinde bütün kenti ateşe vermeyi ve ayırım yapmadan bütün halkı kurşuna dizmeyi düşünmektedir. Bu konuda da yemin etmiştir. Ancak bu durumdan haberdar olan Sarayköylü Bektaşi şeyhi Tahir Efendi, Demirci ile konuşarak yapmak istediğinin hakkın rızasına uymadığını, bu işten vazgeçmesini ister. Ancak Demirci, şehri yakmaya ve Denizlileri cezalandırmaya yemin ettiğini, yemininden dönemeyeceğini belirtince Tahir Efendi “Oğlum, şeriatta zorluk yoktur. Her şeyin kolayı bulunur. Suçluların arasında masumlar da çoktur, bunlar da arada yanar. Oysa Denizli’nin mezarlığı da kenti sayılır. Orada bulunanlar kentte bulunanlardan çoktur. Yalnızca mezarlığı ateşe verirsen yeminin yine yerine gelmiş olur.” Diyerek Demirci’yi ikna eder ve mezarlık yakılır. Bu arada Demirci Efe, Albay Tevfik’i öldürür. Sökeli Ali Efe ve arkadaşlarını öldürmekten şüpheli 200 kişi yakalanır ve Demirci Efe’ye getirilir. Buradaki Sökeli Ali Efe’nin yanında bulunup da ölümden kurtulan birkaç Zeybek kendilerini pusuya düşüren kişileri tek tek seçer ve yaklaşık 60 kişi bir avluda toplanarak boğazlanır. Bunların arasında Mutasarrıf vekili Kadı Kahraman Seyfi de vardır. Bu olayın ardından acımazlığıyla da ün salmıştır. Demirci Mehmet Efe, 5 Ekim 1919’da buyruğundaki düzenli güçlerle, saldırıya geçen Yunan güçlerini Aydın cephesinde durdurur ve Aydın cephesi Umum Kuvayı Milliye Komutanlığına atanır. 22 Haziran 1920’de Yunanlıların Ulusal güçlere saldırması üzerine Isparta – Eğridir dağlarına çekilir. Bu arada TBMM yönetimine karşı tavır alan Çerkez Ethem ve Galip Hoca, Efe’ye birleşme teklifinde bulunurlarsa da Efe, ne bu teklifi, ne de dağdan inmeyi kabul etmez. Bunun üzerine Refet (Bele) Bey komutasındaki bir birlik efenin karargahını basar. Ancak efe bu baskından kurtulursa da adamları teslim olurlar. Daha sonra Ulusal Mücadeledeki başarılarından dolayı, herhangi bir eylemde bulunmaması koşuluyla bağışlanarak köyünde yaşamasına izin verilir. Demirci Mehmet Efe Denizli’de halka sert davranması nedeniyle sürekli kendisine karşı bir saldırı bulunulacağından korkardı. Uzun yıllar sonra dahi kalabalık yerlere girerken yanında adamları bulunur, orta yerde oturmaz, sırtını duvara vererek otururdu. Gittiği yerlerde de aşırı oyalanmaz, hemen bulunduğu ortamı terk ederdi. Efelik yaptığı dönemlerde kendisine Zeybek, kızan olmak için gelenlere “Dinine düşkün olanlar, Yörük Ali’nin yanına gitsin” diyerek geri göndermesi dini inançlarının da güçlü olmadığını göstermektedir. Demirci Mehmet Efe, 1959 yılında yine doğduğu köyde öldü. Özellike eşkıyalık zamanlarında halka karşı sert yaklaşımı gereği olsa gerek Demirci Mehmet Efe hakkında yakılmış türküye rastlanılmamıştır. Demirci Mehmet Efe
|

Bu bölüm 3070 kez incelendi. |